Seçim Barajını Düşürmek Yetmez

Gönderen hayricem | Hayata Dair     Yorumlar 2 yorum
Tem 13
12

SEÇİM BARAJINI DÜŞÜRMEK YETMEZ

Buraya yazdığım her şey benim şahsi çabalarımla yaptığım araştırmalara dayanmaktadır. Amacım soru işareti taşıyan konuların uzmanlarca araştırılması, bu dokümanın daha da geliştirilmesi ve forumlarda geniş kitlelerce tartışılmasıdır.

İnternet ortamında bazı arkadaşların, seçim barajının kaldırılması ile ilgili tartışmalara kıyısından köşesinden ben de katıldım. Bana göre adil bir seçimin ön şartlarından biri elbette seçim barajı uygulamasının kaldırılmasıdır. Bu uygulama yüzünden vatandaşın bir kısmı millet meclisinde temsil imkanı bulamadığı gibi kullandığı oylar da güçlü partilere dağıtılmış oluyor. Böylece bazı partiler aldıkları oy oranında çok daha yüksek oranda mecliste temsil şansı buluyorlar.

Ancak barajın kaldırılması adil bir seçim yapılmasını sağlayabilir mi? Bence hayır!

Tayyip Erdoğan, 17 Temmuz’da Parti İl Başkanlığı iftarında, “Sandık azınlığın çoğunluğa zulmetmesinin panzehiridir. Hitler de sandıktan çıktı diyorlar. Peki ne yapalım, Hitler çıkabilir diye sandığı mı kaldıralım. Sandıktan Hitler çıkabilir diyerek sandığı sorgulamak demokrasiye yönelik bir art niyetten başka bir şey değildir” diyor. Tayyip Erdoğan’ın sandığa bu kadar yoğun güveni neye dayanıyor? Nasıl olsa yine %50 oy alacağının bir garantisi mi verilmiş kendisine? Bence mevcut seçim sistemine güveniyor.

Adil bir seçim yapılabilmesi için öncelikle seçim sisteminin ve ilgili yasaların gözden geçirilmesi gerekmektedir. Öne çıkan sorunlar aşağıda sıralanmıştır;

1)      YSK’nın yetkilerinin sınırları

2)      Seçmen listelerini TUİK’in Adrese Bağlı Nüfus Sayımı sisteminden çıkartılması

3)      Kullanılan SEÇSİS sistemi ve bu sistemin kullandığı UYAP ağının adalet bakanlığına bağlı olması

4)      Tüm partilerin katılacağı şeffaf sayım süreci

Öncelikle YSK’dan başlayalım.

26/4/1961 tarihinde yürülüğe giren 298 sayılı kanunun Madde 11 – (Değişik: 19/2/1987 – 3330/1 md.) göre Yüksek Seçim Kurulu yedi asıl ve dört yedek üyeden oluşur. Üyelerin altısı Yargıtay, beşi Danıştay Genel Kurullarınca kendi üyeleri arasından üye tamsayılarının salt çoğunluğunun gizli oyu ile seçilir. Bu üyeler salt çoğunluk ve gizli oyla aralarından bir başkan ve bir başkanvekili seçerler. Yüksek Seçim Kurulu üyelerinin görev süresi altı yıldır.

YSK’nın karar verme süreci aynı kanunun 13.maddesinde, “Yüksek Seçim Kurulu, kararlarını salt çoğunlukla verir; oyların eşitliği halinde başkanın katıldığı taraf üstün tutulur. Yüksek Seçim Kurulunun nihai kararları ile prensip kararları Resmi Gazete’de, en kısa zamanda yayınlanır.” Şeklinde tanımlanıyor.

Yine aynı kanunun 111.maddesinde seçim sonuçları için tek itiraz merciinin YSK olduğu söyleniyor; “Bu kanunda, kurulların kesin olduğu yazılı bulunmayan kararlarına karşı, her kurulun bağlı olduğu üst kurul, itiraz merciidir. Yüksek Seçim Kurulunun re’sen veya itiraz üzerine vereceği kararlar kesindir.

İş zaten burada bitiyor. Kanunlar YSK kararlarına itiraz edilebilecek bir makam bırakmıyorlar. Varsayalım ki bir siyasi parti YSK’da çoğunluğu eline geçirmiş olsun. Sizin elinizdeki deliller ne kadar güçlü olursa olsun, yaptığınız itirazı YSK reddettiği takdirde yapabileceğiniz hiçbir şey yok. Sadece kuru gürültü yaparsınız ve o da üç gün sonra unutulur.

Muhalefet partilerinin itiraz etmesi gereken ilk konu budur. Yeni bir YSK kanunu demokratik seçimlerin ilk koşulu olacaktır.

İkinci itiraz noktası Seçmen Kütüklerinin hazırlanışına olmalıdır. Yukarıda adı geçen kanunun 28.maddesinde Seçmen kütüklerinin hazırlanma ve güncellenme görevi YSK’ya verilmiştir. (Bkz Dipnot 1)

Ancak YSK’nın bu görevi Adrese Dayalı Nüfus Sayımı sistemi ile elinden alınmış oldu. TUİK’in elemanlarının ev ziyaretleri ile oluşturduğu bilgilerle yeni bir veri deposu oluşturuldu.

TUIK, ADNKS’ye dayalı ilk nüfus sayımı sonuçları, 21 Ocak 2008 tarihinde kamuoyuna açıklanmıştır. Daha sonra ADNKS veri tabanı, TUIK tarafından İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’ne devredilmiştir. Acele çıkartılan bir genelge ile sistemin oluşturulması için alan çalışmasında kullanılan; Hanehalkı Bilgi Formları, Adres Beyan Formları (gibi) bilgi, beyan ve bildirim formları ve diğer evraklar 5490 Sayılı Kanun’un Geçici 2. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi gereği, Devlet Arşiv Hizmetleri Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre imha edilmiştir.

Oysa söz konusu kanuna göre  kayıtlar kesinleşmeden imha edilemez diyor. Seçmen kütüklerinin dayanağı ADNKS imha edildiği tarihte kesinleşmemiştir. Bu verinin sonuçları ayrıntılı biçimde ilan edilmemiş, diğer devlet kayıtlarıyla uyumu sağlanmamıştır. Basın o günlerde seçmen kütüklerindeki yanlışlıklardan örnekler yayımlıyordu. Bu bilgilerin dayanaklarının alelacele imha edilmesinin elbette bir nedeni olmalı!

Bu veri deposu aylarca düzenlenemedi. Bu durum, “listelerin üzerinde diledikleri gibi düzenlemeler, eklemeler, çıkarmalar yapıldı. Belki yüzbinlerce hayali adreslere yüz binlerce hayali seçmenler yazıldı. Uygun görülmeyen kimseler hiç yazılmadı. T.C. kimlik numaraları da bu düzenlenmiş nüfus ve adreslere göre verildi” şeklinde yorumlandı.

YSK da bu verileri baz alıp, seçmen kütüklerini hazırlayınca Türkiye’nin 2007 nüfusu 70 milyon 586 bin iken 2010 nüfusunun 73 milyon 722 bine yükselmiş oldu. Buna göre 2007 sonundan 2010 sonuna kadar nüfus artış oranı yüzde 4,4; artan kişi sayısı 3 milyon 136 bin olmuştur. Nüfus 3 küsur milyon kişi artarken seçmen sayısı 7 milyon 618 bin artarak 50 milyon 190 bine varmıştır. Seçmen sayısının nüfustan 4 milyondan daha fazla artmış olması ilginçtir. Zira, Başbakanın da sürekli tekrarladığı gibi, Türkiye’de nüfus artış oranı durma noktasına gelmiştir. Başbakan bu yüzden en az üç çocuk istemektedir. Seçmen sayısının bu kadar artırılmış olmasının nedenleri, seçimlerde hile yapılıyor kanısını doğurmaktadır. Seçmen sayısının yıllara göre artışları aşağıdaki tabloda gösterilmiştir. Yıllara göre bu artış nüfus artışı ile örtüşmemektedir:

2007 Genel Seçimleri 42.571.284
2009 Yerel Seçimleri 48.049.446
2010 Referandumu 49.495.493
2011 Genel Seçimleri 50.189.930

 

2009 seçimleri öncesi ortaya çıkan bu durumu bakın YSK başkanı nasıl açıkladı:

Ancak yeni kütükte, 29 Mart 2009’da yapılacak yerel seçimde oy kullanacak seçmen sayısı 48 milyon 265 bin 644 kişi olarak belirlendi. YSK Başkanı Muammer Aydın, bir yıl önceki kütükle yeni kütük arasında 6 milyon kişilik fark olmasını “Eski kütükte kişilerin gelip kendini yazdırması esastı. Gelip yazdırmadılarsa biz ne yapabiliriz?” diye açıkladı.   
Aydın, şunları söyledi:
“Yeni sisteme göre nüfus müdürlüklerine başvuran kişi, hangi adreste oturduğunu kanıtlayarak kaydını yaptırabilecek. Nüfus müdürlükleri de merkezi sistemden bakacak. Nüfus müdürlükleri devletin kurumu. Devletin kurumuna güvenmeyecek miyiz? Devletin kurumu sahte nüfus mu icat edecek?”

Bir yıl içinde, ADNKS sistemi sayesinde ortaya çıkan 6 milyon ek seçmenin orantılı bir şekilde sandıklara dağıtıldığı ve SEÇSİS sistemi üzerinden bu sahte seçmen oylarının AKP lehine işlendiği iddia edilmektedir. Altı milyon ek seçmeni sandıklar eşit olarak dağıtıldığını varsayarsak sandık başına 30-35 yeni seçmen düşer. Bu da kimsenin dikkatini çekmez. Özellikle AKP’nin yoğun oy aldığı yerlere yüklenirseniz hiç dikkat çekmez.

ADNKS sistemine dahil olmak için, kiracıysanız kira kontratı ile ev sahibi iseniz tapunuz ile Nüfus Müdürlüklerine başvurmanız gerekmektedir. Muhtarlıklar artık devre dışı bırakılmıştır. Muhtarlıklara kayıt Nüfus Müdürlükleri eli ile yapılmaktadır. Nüfus müdürlüklerinin muhtarlara bildirdikleri kişi ve adresler muhtarlıkların bilgisayarlarına kaydedilmektedir. Ancak artık muhtarlık kayıtlarında adres baz alınarak arama yapılamamaktadır. Muhtarlar bile hangi adreste kaç kişi ikamet ettiğini görememektedir. Sadece isminizi girdiğinizde hangi adreste ikamet ettiğiniz bilgisi gelmektedir. Yani sizin adresinize 50 farklı kişiyi kaydetseler ruhunuz bile duymaz. Sizin adresinize kayıtlı bu hayali kişiler seçimde oy kullansa yine aynı nedenden dolayı ruhunuz bile duymaz. Bu iddiaya hemen gelecek yanıt, bilgilerin MERNIS sistemi ile eşleştirildiğidir. Doğrudur, MERNIS sisteminde vatandaşlık numaraları ile Adrese dayalı nüfus bilgileri eşleştirilmektedir. Ama bu eşleştirmeden ziyade eşleştirmeyi kimin yaptığı önemlidir. Bu eşleştirme TUİK ve İç İşleri Bakanlığı ve Nüfus Müdürlüklerince yapılmaktadır. Yürütme erkinin bu işlemi yapıyor olması kaygıları artırmaktadır.

TUİK doğrudan Yürütmeye bağlı bir kurumdur. Bu kurumun başındakilerin siyasi erktekilerle aynı görüşte olma ihtimali son derece yüksektir. Dolayısıyla bu kurumun elemanlarınca hazırlanacak seçmen kütükleri şeffaflık açısından birçok tartışmayı beraberinde getirebilir. Eski uygulamayı hatırlayacak olursak, seçmen kütükleri Yüksek Seçim kurulunun kararı ile tarafsız memurlar tarafından yazılıyordu. Yine aynı yönteme dönülmelidir.

Gelelim SEÇSİS sistemine; Bu sistemle, tüm seçmenlerin eksiksiz bir şekilde kayıt altına alınması, mükerrerliğin giderilmesi ve hızlı seçim sonucu alınması hedeflenmiştir. Sistem Amerikalı Sun Microsystems firması tarafından üretilmiştir. Bu sistem bir dönem ABD’de uygulanmış ve seçim sonuçlarına hile karıştırdığı iddiaları üzerine uygulamadan kaldırılmıştır. Sistem Yunanistan’a satılmaya çalışılmış ancak seçim öncesi yapılan tartışmalarda sisteme dışarıda müdahale olabileceği şüphesi üzerine vazgeçilmiştir. Aynı sistem 2009 seçimleri öncesinde Almanya’ya önerilmiş, Almanya da aynı gerekçe ile bu sistemi kullanmayı reddetmiş ve bilgi teknolojileri çağında olmamıza rağmen, klasik elle sayma yönteminde devam etme kararı almıştır.

Öncelikle SEÇSİS’in teknik olarak nasıl çalıştığına bir göz atalım:

SEÇSİS Projesi kapsamında Yüksek Seçim Kurulu (Merkez) ile taşra ilçe seçim kurulları arasında çevrimiçi iletişimin sağlanması için Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) karasal ve uydu yedekli ağ alt yapısının kullanımı konusunda Adalet Bakanı ile Yüksek Seçim Kurulu Başkanı arasında protokol imzalanmıştır.

Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı ile Yüksek Seçim Kurulu Başkanlığı arasında “Metro Ethernet” hattın tesisi tamamlattırılmış ve hattın kullanımı için Türk Telekom A.Ş. ile abonelik sözleşmesi imzalanmıştır.

UYAP ağının henüz ulaşmadığı yerlere Türk Telekom A.Ş.’nin G.SHDSL ve ADSL aboneliği tesis ettirilmiştir.

Seçmen kütüklerinde olabilecek art niyetli müdahaleleri bir yana bırakıp, seçim de bu sistemin nasıl işlediğine bir göz atalım: Seçmenleri oy kullandığı yerler Sandık bölgesi olarak tanımlanır. YSK her sandık için bir sandık kurulu oluşturur. (Kurulun nasıl oluşturulduğuna girmeyeceğim.) Her sandık İlçe Seçim Kuruluna bağlıdır. Sandıkta kullanılan oylar sayılıp, tutanak tutulduktan sonra İlçe Seçim kuruluna yollanılır.

Asıl işlem burada başlar; Sandık sonuçları burada bilgisayar aracılığı ile SEÇSİS sistemine girilir. Buradan girilen sonuçlar UYAP üzerinden YSK’ya ulaştırılır. Yukarıda aktardığımız süreçte görüleceği üzere, Adalet Bakanlığı ve Türk Telekom firması sürecin içerindedir. Yani bu kurumların sürece müdahale edebilmesi olanaklar içerisindedir. SEÇSİS’e girilen bilgiler bu iki kurum üzerinden YSK’ya ulaştırılmaktadır.  Bu kurumlardan bir tanesi yürütme erki diğeri ise yabancıların kontrolünde bir özel kurumdur. Dolayısıyla veri alış verişinde bu kurumların yer alması seçim sonuçlarına müdahale edebilme olanağı doğurmaktadır. Bu konuda yazılım ve sistem uzmanı arkadaşların fikirleri mutlaka alınmalıdır.

UYAP ile ilgili en çarpıcı örnek Gezi olaylarında pala ile halkı saldıran kişinin ikinci kez tutuklama isteminde yaşandı. Polis UYAP sisteminin o gün arızalandığını ve tutuklama talebinin sisteme düşmediğini iddia etti. Ertesi gün Adalet bakanlığı yaptığı açıklama ile tutuklama kararının anında UYAP sistemine girildiğini açıkladı. Bu da göstermektedir ki UYAP sistemine kullanıcı kurumlar tarafından rahatlıkla müdahale edilmektedir.

Bir başka çarpıcı örnek de geçtiğimiz Belediye seçimlerinde Beyoğlu’nda yaşanmıştı. Gece yarısına doğru CHP adayı açık ara öndeyken, gece yarısından sonra ilçede elektrikler kesildi ve sabah uyandığımızda AKP adayı Misbah Demircan’ın başkan seçilmiş olduğunu öğrendik. Oysa elektrik kesintisinden önce açılmayan sandık sayısı sonucu etkileyecek oranda değildi. Bu durum SEÇSİS sistemine dışarıdan müdahale olabildiği kanısını yaratmaktadır.

Dünyanın ileri demokrasiye geçmiş ülkelerinin önemli bir bölümü halen babadan kalma usullerle sayım yaparken, bizim gibi teknoloji ile henüz tanışmış bir ülkede elektronik sayım sistemi tartışmalara açık bir ortam yaratmaktadır. Hatırlanırsa, sistemin güvenilirliği öne sürülerek, parmaklara sürülen boyaların son seçimlerde kullanılmaması da şüpheleri artırmaktadır.

Özetleyecek olursak, muhalefet partilerinin dikkatle üstünde durması gerekli konular;

1)      YSK kanunun değiştirilmesi gerekmektedir. Her şeyden önce YSK kararlarına da itiraz edilebilme imkanı getirilmelidir. Muhatap kurum Danıştay ya da Anayasa Mahkemesi olabilir.

2)      Seçmen kütükleri oluşturma işinin TUİK ve İçişleri Bakanlığından alınmalı, tekrar YSK bünyesinde, bağımsız memurlarca yapılmalı ve Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sisteminden vazgeçilmelidir.

3)      Seçmenlerin kendi adreslerinde kayıtlı diğer seçmeleri de görme hakkı tanınmalıdır.

4)      Muhtarlar kendi kayıtlarını kendileri oluşturmalı ve seçmen kayıtları için muhtar kayıtları baz alınmalıdır. Zira artık muhtarların kayıtlarını da Nüfus Müdürlükleri oluşturmakta ve adres bazında ikamet bilgileri görülememektedir.

5)      Şayet hükümet mevcut seçmen kayıt listesinde ısrar eder ve değiştirmezse, muhalefet partileri tüm seçmen listelerini YSK’dan digital ortamda isteyip mükerrer kayıtlar belli yazılımlarla kontrol etmelidirler. Bu biraz zahmetli ve vakit alan bir iştir. Ayrıca minarenin de kılıfı çoktan hazırlanmış ve mükerrer kişiler farklı TC numaraları ile MERNİS sistemine kaydedilmişse bu çaba da sonuç vermez.

6)      Seçim bittikten sonra en az 2 sene oylar ve tutanaklar imha edilmemelidir.

7)      Seçim esnasında tüm partilerin anlık olarak, sandık bazında seçim sonuçlarını takip imkanı verilmelidir. Zira tek kontrol noktası, sandık bazında alınan sonuçlar ve imzalanan tutanaklardır.

8)      YSK ve siyasi partiler aynı bilgisayar programını kullanarak seçimleri denetlemelidir. Siyasi partilerin sandık sorumluları oy sayım tutanaklarını YSK’ya paralel olarak kendi partilerinin yazılımına girmeli ve YSK dökümleri ile sandık bazında mukayese yapıp, farklılık oluştuğunda farklılığın olduğu sandıkları yeniden saydırabilmelidir.

9)      Oy sayım işlemi, pek çok Avrupa ülkesinde olduğu gibi, eski yöntemle, yani el sayımı ile yapılmalıdır. İlçe Seçim kurullarının sonuçları bilgisayara girmesi engellenmelidir.

10)  Seçim esnasında parmaklara sürülen boyalara tekrar geri dönülmelidir. Bu mürekkepler mükerer oy kullanımını engellemektedir.

Bu dokümanı paylaşmak istiyorsanız lütfen websitemin linkini vermeyin. Bir süre sonra websitem hack lenebilir. Lütfen kopyala-yapıştır yapınız.

Dipnotlar

Dipnot 1 – “Kuruluş ve tanımlar:

          Madde 28 – (Değişik: 17/5/1979 – 2234/1 md.)

         A) Kuruluş:

          Yüksek Seçim Kuruluna bağlı olarak Ankara’da bir “Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğü” ile her ilçede “Seçmen Kütükleri Bürosu” kurulmuştur.

          B) Tanımlar:

          1. Bu Yasaya göre seçmen olan vatandaşları tek olarak tanımlayan ve seçmenin oturduğu yeri belirleyen bilgileri kapsayan bilgisayar ortamına “Seçmen Kütüğü” denilir.

          2. Seçmen Kütüğü, Yüksek Seçim Kuruluna bağlı olarak kurulan Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğü tarafından, bu Yasaya uygun olarak tasarlanacak, planlanacak, Yönetilecek ve yürütülecek çalışmalarla elde edilir.

          3. Bir seçmene ait ve seçmeni tanımlamak için kullanılan; adı, soyadı, doğum yılı ve doğum yeri gibi kayıtların her birine “Veri” denilir.

          4. Bir seçmeni tek olarak tanımlayan verilerin bütününe “Seçmene Ait Bilgi” denilir.

 

        5. Seçmenin devamlı oturduğu konutun bulunduğu ilçe, muhtarlık, sokak isimleri ile binanın kapı ve varsa daire numarası “Seçmenin Adresi” dir.

          6. Her seçmen; seçmen kütüğü sıra numarası, adı, soyadı, ana ve babasının adı, doğduğu ilçe, doğum yılı ile belirlenir ve tanımlanır.

          7. Seçmen kütüğündeki bilgilerin; bu Kanunda yazıldığı şekilde değiştirilmesi, düzeltilmesi ve tamamlanmasına Seçmen Kütüğünün “Güncelleştirilme” si denilir.”

secim1

2 yorum to “Seçim Barajını Düşürmek Yetmez”

  • Merhabalar,

    Yaptığın tespitler ve incelemeler için öncelikle teşekkür etmek isterim. Ayrıca genel olarak yazına katıldığımı da belirtmeliyim. Fakat yazının bir noktası ile ilgili teknik bilgi eklemesinde bulunmam gerekli diye düşündüm;

    Yazında “Asıl işlem burada başlar; Sandık sonuçları burada bilgisayar aracılığı ile SEÇSİS sistemine girilir. Buradan girilen sonuçlar UYAP üzerinden YSK’ya ulaştırılır. Yukarıda aktardığımız süreçte görüleceği üzere, Adalet Bakanlığı ve Türk Telekom firması sürecin içerindedir. Yani bu kurumların sürece müdahale edebilmesi olanaklar içerisindedir. SEÇSİS’e girilen bilgiler bu iki kurum üzerinden YSK’ya ulaştırılmaktadır. Bu kurumlardan bir tanesi yürütme erki diğeri ise yabancıların kontrolünde bir özel kurumdur. Dolayısıyla veri alış verişinde bu kurumların yer alması seçim sonuçlarına müdahale edebilme olanağı doğurmaktadır.” demişsiniz. Bilgi teknolojileri altında sırf bu problemi önlemek amacı ile VPN mekanizması kurulmaktadır. VPN sistemini kabaca güvenli internet bankacılığı için kullanılan HTTPS protokolüne benzetebliriz. Önemli olan sistemin uç noktaları ile merkez arasında gerçekleşen iletişimin VPN veya benzeri bir protokol üzerinden yapılıp yapılmadığıdır.

    • Bilgi notunuza çok teşekkür ederim. Zaten bu yazıda da belirttiğim üzere bu bir taslak ve geliştirilmesi gerekiyor. Gelişimine katkıda bulunursanız sevinirim. Saygılarımla

Yorum gönder

Giriş

Arşivler

Yazı Takvimi

Temmuz 2013
P S Ç P C C P
« Haz   Oca »
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031  

Kategoriler