Taraftarın Gitmediği Maç ve Acizlik Göztergesi

Gönderen hayricem | 2005 - 2006 sezonu, Birgün Gazetesi     Yorumlar
Mar 06
1

SL 23. Hafta Fenerbahçe 2 : 2 Beşiktaş 26.02.2006

iGeçtiğimiz Pazar günü Beşiktaş açısından çok önemli idi; Sabah Mali Genel Kurul akşam ise çok önemli bir derbi maçı vardı. Önce derbi maçından başlayalım;

Maçın analizini yapmak istemiyorum. Zaten günlerdir bu konu konuşuluyor. Maç öncesi yaşananlar bence daha önemli. Fenerbahçe yöneticileri sistemli olarak ortamı germeye çalıştılar. Önce Nihat Özdemir sahneye çıktı. Ankara yenilgisi sonrası gündemi değiştirmek için Beşiktaş taraftarının Saraçoğlu’na gelmemesi gerektiğini söyledi.

Daha sonra Başkan Aziz Yıldırım ortamı germeğe devam etti. Öyle tahrik edici ifadeler kullandı ki, Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören Mali Genel Kurul’da cevap vermek zorunda kaldı. Fenerbahçe yöneticilerinin bu çıkışları çok planlı ve hedefe yönelikti. Hedefleri ortamı gerginleştirerek Valiliği etkilemek ve Beşiktaş taraftarının maça gelmesini engellemekti. Başarılı da oldular.

Valilik ve güvenlik güçleri aldıkları bu kararla acizliklerini belgeldiler. Valilik ve güvenlik güçleri aldıkları bu kararla “Biz olay çıkmasını engelleyecek ve de halkımızın güvenliğini sağlayabilecek durumda değiliz” demek istiyorlar. Sizlerin asli görevi güvenliği sağlamaktır. Kimsenin seyahat ve maç izleme özgürlüğünü engelleme hakkınız yoktur. Bu davranışları ile Anayasal suç işlediklerinin farkında bile değiller.

AZİZ YILDIRIM’IN GÜCÜ?

Aziz Yıldırım, küfüre karşı olduğunu her platformda tekrarlıyor. Tarafsız (!) medyamız da bu sözleri çılgınca alkışlıyor. Aziz Bey, derbi maçı öncesi yaptığı açıklamalarda, bu maçta küfürü engelleyeceğini beyan etti. Bu beyanından, daha önce edilen küfürlere müsaade ettiği hatta kendi bilgisi dahilinde edildiği anlamı çıkmaz mı? Nitekim engelleyemedi de.

Maçı seyreden insanların aklına hemen bir soru geliyor ; Aziz Bey engelleyemedi mi, yoksa engellemek istemedi mi? Çünkü maç öncesi öyle bir tribün şovu yapıldı ki, bu şov için çok önceden çalışıldığı gün gibi aşikar idi. Bu tür şovlar Cumhuriyet Bayramlarında ve 19 Mayıs gösterilerinde koreograflar tarafından hazırlanır ve hazırlanması günler alır. Bu şov ile Beşiktaş camiasına “İT” denildi. Camiasına diyorum çünkü Beşiktaş taraftarı tribünde değildi. Stadyumlara getirilen tüm pankartların sorumluluğu ev sahibi kulübe aittir. Ayrıca bu şov, sadece bir bez pankarttan ibaret olsa, bazı kendini bilmez taraftarlar FB yöneticileriden gizli olarak stadyuma sokmuş diye düşünülebilir. Ama bu şov öyle organize bir şov ki,  FB yöneticilerinin ve de Aziz Yıldırım’ın bilgisi haricinde olması mümkün değil. Ama maalesef bu iğrenç şov tarafsız (!) medyamızda yer almadı. Çoğu spor yorumcumuz bu şov hakkında konuşma cesaretini ve de basiretini gösteremediler.

Maçın başından sonuna kadar tribünler organize bir şekilde küfür ettiler. Tarafsız olması gereken yayıncı kuruluş ise bu küfürleri yayınlamamak için sürekli sesi kısmak zorunda kaldı. Yayıncı kuruluşun bu tavrını desteklememek mümkün değil. Ama diğer takımların maçlarında küfürü önce duyurup sonra sesi kısmalarını da şiddetle kınıyorum. Çünkü, tarafsız olması beklenen yayıncı kuruluş, bu tavrı ile, diğer takımların taraftarlarının küfür ettiğini fakat FB taraftarının küfür etmediğini empoze etmek istiyor. Asıl amaçları ise Aziz Yıldırım’a şirin görünmek.

Küfürün azı ya da çoğu, hafifi ya da ağırı olmaz. Küfür küfürdür! Beşiktaş’lı futbolcuların taç ya da korner atmaya gittiği zaman, yayıncı kuruluşun tüm engelleme çabalarına rağmen, yakın plan çekimlerinde FB taraftarının nasıl bir kinle küfür ettiğini tüm Türkiye gördü. Sahaya pet şişe ve yabancı madde yağdı. Tigana’nın kafasına gelen yabancı madde için FB’li yöneticiler özür dileme nezaketini bile göstermediler.

Aziz Yıldırım, ya güçsüz olduğunu ve FB taraftarının üzerinde bir yaptırım gücü olmadığını ya da bu organize küfür ve iğrenç tribün şovunun kendi onayı ile yapıldığınıitiraf etmelidir.

MALİ GENEL KURULUN AYIBI

Ne zaman yönetimi rahatsız edici bir konu gündeme getirilse, “Bu konu uluorta konuşulmaz. Bunun konuşulacağı yer genel kuruldur” diye itiraz edilir. Pazar günkü Mali Genel Kurul’da Fikret Orman ve arkadaşları Fulya konusu ile ilgili olarak bir önerge verdiler. Önerge, Divan Başkanı sayın Ali Rıza Dizdar tarafından oylamaya konulunca kızılca kıyamet koptu. Yıldırım Demirören taraftarları bu önergenin gündeme girmemesi için çaba sarf ettiler. Hatta karşılarındaki Beşiktaş’lı arkadaş ve kardeşlerini kırma ve incitme pahasına. Tarafsız bir şekilde genel kurulu yönetmesi için seçilen sayın Ali Rıza Dizdar ise bu önergeyi engellemek için  tam dört kez oylamaya sundu. Sonuçta önerge kabul edilerek gündeme girdi.

Genel Kurullar her türlü konunun konuşulduğu, tartışıldığı ve oylandığı demokratik platformlardır. Üyeler görüşlerini bu platformda dile getiremezlerse nerede getirecekler? Yıldırım Demirören ve arkadaşları, “Madem bizi seçtiniz, hiç bir icraatımızı tartışma hakkınız yok” demek istiyorlar. Bu nasıl bir demokrasi anlayışıdır? Yıldırım Demirören ve arkadaşlarının ayıbı bununla da sınırlı kalmadı. Divan Başkanı sayın Ali Rıza Dizdar’ın çabaları ile Fikret Orman ve arkadaşlarının gündeme giren önergelerinin, kendi verdikleri bir önergeyi öne sürerek, tartışılmasını engellediler.

Beşiktaş Genel Kurul üyeleri her şeye rağmen oylarını ibra yolunda kullandılar. Ama herkes de biliyor ki, bu ibra Yıldırım Demirören yönetiminin değil, Beşiktaş’ın ibrasıdır. Karşısındakinin fikirlerine saygısı olmayanların ibra olma hakları da yoktur.


Yorum gönder

Giriş

Arşivler

Yazı Takvimi

Mart 2006
P S Ç P C C P
« Şub   Nis »
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031  

Kategoriler