Bu Bir Kuş !.. Bu Bir Uçak… Hayır, Bu Bir Reklam!

Gönderen hayricem | Platin Dergisi     Yorumlar
Oca 06
20

Bileşim Medya’nın artık geleneksel hale gelen Reklam Yıllığı bu yıl da yine ilginç veri ve bilgilerle dolu. Yıllıkta bir yandan 2005 yılının verileri değerlendirilirken bir yandan da yayınlanan reklamlar içeriklerine göre sınıflandırılarak yeni trendler tespit edilmeye çalışılıyor. Bileşim Medya’nın tespit ettiği yeni reklam trendlerini sizlerle paylaşmak istedim.

Bu bir kuş !.. Bu bir uçak’… Hayır,bu bir reklam!..

Son zamanlarda ekranın bir köşesinde “Bu bir reklamdır” gibi yazılar görmeye başladık.Hatta bazı programlarda”Bu bir reklamdır” isimli bölümler bile var.Neden kimse bunlara bir isim vermeyi düşünmüyor diye sorulabilir.Ancak Seda Sayan, programdaki leke düşmanı kızı,arkadaşlarıyla şu şekilde tanıştırmayı seviyor da olabilir:

-Nasılsın bacım?

-İyiyim,yanındaki kim Seda Abla?

-Bu arkadaşım, ”Bu bir reklamdır”.

-İyi de adı ne?

-Adı,”Bu bir reklamdır”!.. Onu ilk gördüğümde ekranın üstünde ”Bu bir reklamdır” yazıyordu.Ben de, evet bence de dedim ve birlikte kazanmaya başladık.

-Yüreğine sağlık Seda Abla.

Aslında bu türden tanıtımlar her zaman vardı.Önceleri kapı kapı dolaşılır tencere,tava pazarlanırdı,şimdilerde aynı iş sabah programlarında,eğlence programlarında yapılır oldu.Tamam, Seda Sayan ve Mehmet Ali Erbil gibi isimlerin sunduğu eğlence programlarında,olmadık lekeler çıkarıldı,hemen pişiren düdüklü tencereler tanıtıldı.Hatta bununla da kalmayıp tanıtımları Acun Ilıcalı ve Derya Baykal gibi bizzat programların sunucuları yaptı.Yaptı da kötü mü oldu?Bir ev hanımının kahve lekesinin nasıl çıkacağını bilmeye hakkı yok muydu? Tabii ki vardı…

Dünya vatandaşları…

Ülkemize gelen turistlere karşı her zaman misafirperver olmuşuzdur.Bazıları bu misafirperverliğimizden çok etkilenip burada kalmış olacaklar ki reklamlarda boy göstermeye başladılar.Diğer taraftan bunu küreselleşen dünya,AB uyum sürecinin getirdikleri gibi nedenlere de bağlayabiliriz.

Sebep ne olursa olsun, Çaykur reklamında çay servisi yapan Chai Chen’in iflah olmaz bir çaykolik olduğu adından belliydi.Bir çift göz yerine iki küçük çizgiye sahip olabilirdi,ama bu onun kör olduğu anlamına gelmiyordu.Adam çayın iyisinden anlıyordu ve en iyi çayın Rize’de yetiştiğini öğrenmişti.

İtalyan tarzını isminde de taşıyan Bellona’nın İtalyan tasarımcısı Türkiye’de yuvayı dişi kuşların yaptığını öğrenirken ,JVC ‘nin Türkiye piyasasına girmesi gerekiyorsa taksit yapmayı öğrenmesi gerektiğini anladığını,reklamdaki Uzakdoğulu kardeşimizin mitoz bölünme şeklinde çoğalmasında görüyorduk.

Büyük ünlü uyumu…

Şarkıcı… Futbolcu…Komedyen… Reklamcı tayfası hiçbir masraftan kaçınmadı,sadece bir fıkranın içinde bir araya gelebilecek bu fantastik üçlüyü reklam kuşaklarında buluşturdu.

Sahadaki becerilerini reklam filmlerinde sergileyen ünlü futbolcuları,Pepsi’lerini sörfçülerden korumak için bir şutla hindistancevizi düşürürken ya da Adidas’ın imkansız dünyasında çizgilerden ibaret bir sahada beşlik atarken gördük.Bu konuda en gerçekçi davranan İlhan Mansız oldu aslında.Parfüm reklamında seksi bir bayanla yaşadığı fotoğrafçı fantezisinden sonar,ped reklamında çıktığı maçta bir kızdan çalım yiyerek,genç futbolculara,yaramazlık yaparsan sahada dökülürsün mesajı Verdi.

Komedyenlerin ise performansları her zamanki gibi eğlenceliydi.Opet Cem Yılmaz’ın ense saçlarını titretirken,Vestel teknolojisini incelemek için üşenmeyip ta gelecekten gelen Ata Demirer,Turkish Cyborg SLX modeliyle ortalıkta dolaştı.Okan Bayülgen kopek dahil bütün oyuncuların rollerini çalarken,Kadir Çöpdemir kasmaya gerek olmadığını anlattı.

Şarkıcıların ise ekrana birer halı atıp kendilerine yaşam alanları oluşturduklarını gördük.Kimi dans etti,kimi şarkı söyledi,kimi mütevazi bir padişah oldu,ama hepsinin amacı aynıydı.İnsanlar halı alsınlar ayakları üşümesin.

Bu üçlüden biri değil,ama tüm zamanların babası Kadir İnanır’ın asıp,yırtıp,biçtiği perdeler ve bakışlarıyla tuz buz ettiği camlardan bahsetmeden geçmek olmaz tabii ki.

Orada mı, değil mi?

Gerçekten oradalar mı? Yoksa hayalet ürünler mi? 2005 ‘in sonlarında gördüğümüz sanal reklamlar,olmuş mu olmamış mı tartışmaları bir tarafa,trendler listemize bomba gibi bir giriş yaptı.

Aslında bu tarz reklamlar ilk değil.Daha önceleri maç başlamadan orta saha yuvarlağında birçok müsamereye tanık olmuştuk.Tüpler çift kale maç yaptı,bazı adamlar ekrana şut çekti,Cello çimlerin altından fırladı.Tam,saha bitti derken,”Kurtlar Vadisi”imdadımıza yetişti.Türkiye milli gelirinin yarısı yetmemiş olacak ki daha fazla reklam alalım dediler.RTÜK “Neden?”dedi.Reklamcılarsa “Neden olmasın?”

Ne varmış yani konsey toplantısında masanın altında kocaman bir çay paketi varsa.Laz Ziya çayı çok seviyor olamaz mı?Ya da bir görünüp bir kaybolan kola kutuları çok mu rahatsız edici? Orada öylece titriyorlar.

Ayrıca”Gora”filmindeki sucuk ağaçlarının aradan geçen onca zamanda markalı sucuk vermeye başlaması da “İslami koşullara uygun sucuk veren ağaç” kavramının literatürümüze kazandırılması açısından önemli bir gelişmeydi.

Yeniden Retro…

Ne güzel yıllardı onlar.Bir gün uyanınca herkes yine aynı kalsa fena mı olurdu?Ya da insanlar el ele tutuşsa hayat bayram olsa.O yılların özleminden mi bilinmez reklamların müziklerinde,renklerinde,bazılarınınsa her yerinde yeniden retro esintileri ruhumuzu okşuyor.

Duydum ki pudding bitmiş,

Oh olsun…

Bilemem kimler yemiş,

Oh olsun…

Piyale’nin sevimli kızları bu güzel şarkıyı söylerken,Boyner’in kurumsal kimliği de o günlerin tarzını yansıtıyordu.İki acar polisin Wanted macerası ise görülmeye değerdi.Ortağıyla çok iyi anlaşan,biraz çılgın,kimi zaman deli ama gelenekçi ve cesur polisleri özlemiştik.

Insert coin!

Daha 10’lu yaşların başında ve İngilizce’den haberimiz yokken bile,”Insert coin!” cümlesinin jeton atmamız gerektiği anlamına geldiğini hepimiz biliyorduk.Arkadaşlarımızı buza çevirdik ya da bonus’ları topladık çoğu zaman.

Hal böyleyken hayal gücümüzün gelişmesinde hatırı sayılır bir yeri olan bilgisayar oyunları hayatımızın orasına burasına bulaştı.Son olarak geçtiğimiz yılın reklamlarında da çokça rastladık esintilerine.

Eti Yami reklamında bilgisayar oyunu kahramanı çocuğun, kaykayıyla İstanbul’un altını üstüne getirirken sevgilisinin yanına ulaşmak için yoldaki Yami’leri toplayarak enerji depoladığını görüyoruz.Renault reklamında ise şüpheli bölgeyi tarayıp hedefe kilitleniyoruz.Hayal gücü demişken,Adidas’ın imkansızı başaran kahramanlarına değinmeden olmaz tabii ki.Sonradan kanatlarıyla gördüğümüz basketçi son saniye 3’lüğünü atıyor ve…

GAME OVER!


Yorum gönder

Giriş

Arşivler

Yazı Takvimi

Ocak 2006
P S Ç P C C P
« Ara   Şub »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031  

Kategoriler